Yeni Posta: Merhaba Sevgili Yeni Posta Okuyucuları

screen-shot-2016-11-07-at-11-43-06

Merhaba sevgili Yeni Posta okuyucuları,

Uzun bir aradan sonra tekrar sizlere yazmak çok güzel.. Bu kez de çok önemli bir şairi sizinle paylaşmak istiyorum. Geçenlerde bir toplantıda Pir Sultan Abdal’ın etnik kimliği tartışma konusu oldu ve çok şaşırdım. Benim için şairlerin nereli oldukları, hangi etnik kimlikten olduklarından çok halka ne kadar etki ettigi, ne kadar gözü, kulağı olduğu önemlidir. Bende bu sayıda sizinle bu konuda hasbihal etmek istedim.

Pir Sultan ABDAL, gerçekten çok önemli bir halk ve tekke şairidir. Pir Sultan’ın köyünün Banaz olduğunu hepimiz biliyoruz. Hayatını ve sanatını bir ülkeye bağlayan büyük halk sanatçısı Pir Sultan Abdal’ın ölümünden sonrada yaşantısı birtakım efsaneler ile yaşamaktadır.

Bunda sanatının, ülküsünün ve ölümünün acıklı oluşununda etkisi çokcadır. Ölümünden sonrada Aleviler tarafından bir Kahraman olarak ünü daha çok yayılmış ve nefesleri kuşaktan kuşağa geçmiştir.

Aleviler için bu yolun en önemli yedi tarikat ozanından birisidir. Aradan geçen döryüz yıl onun ne kadar güçlü bir şair olduğunu, halkının hem gözü hem kulağı olduğunu ispatlamıştır.

Şunu araştırdım ve diyorum ki, Pir Sultan abdal bir ayaklanma önderi değildir. Ayrıca bir ayaklanma sonucunda da asılmadı. Çünkü yaşadığı dönemde Sivas ve çevresinde hiçbir ayaklanma olmadı. Şiirlerinde Pir Sultan Abdal mahlasının yanında “Koca Haydar”, “Haydar”

diye aslında kendi adını söylemiştir. Ayrıca Pir Sultan’ın çok zaman söylemek istediklerini açıkça söylemeyip sembollerle sanatlı bir biçimde söylemesi de onun ayrıcalıklı şairlerden olduğunu gösterir.

Nefeslerinin bir bölümü tamamen öğretici, yeni kuşagı yetiştirmek, bu yola hazırlamak, yüreklendirmek için söylediği düşünülür.

Zaten onun şiirlerini incelediğimizde dikkatimizi çeker.. Yaşadığı dönemdeki İran Şahlarına gitmeleri, direniş şiirleri, bu yoldan çıkanlara karşı yazılmış şiirleri, ne olursa olsun yolundan asla dönmeyeceği onun ne kadar sağlam bir kişilik olduğunun bir göstergesidir.

Yüzlerce yıl önce yazılmış şiirlerde görülen nefesleri bugün Doğu, Güneydoğu’dan tutun taa Ege, Karadeniz’e kadar her yerden dinleyebiliriz. Hiçbir ozan onun kadar ünlü olmamıştır. O yüzden Alevilerin saygı duyduğu yedi büyük ozanın arasında yer alır.

Taaa yüzyıllar ötesinden kardeşi kardeşe kırdıran, toplumu birbirine düşman eden, kötü politikaların, kötü siyasetin yüz karasıdır bu…

Hızır Paşa bizi berdar etmeden

Açılın kapılar Şah’a gidelim

Siyaset günleri gelip çatmadan

Açılın kapılar Şah’a gidelim

Her nereye gitsem yolum dumandır

Bizi böyle eden ahd-ü amande

Zincir boynum sıktı halim yamandır

Açılın kapılar Şah’a gidelim

Pir Sultan’ım eydür, mürvetli şah’ım

Yaram baş verdi sızlar ciğerim

Arşa direk direk olmuştur ahım

Açılın kapılar Şah’a gidelim

Hızır Paşa’ya karşı meydan okuması sonucu asılarak öldürülmüştür.

 

Şairlerimizin, ozanlarımızın nereli olduklarını yada Alevi-Sünni inancına mı mensup olduklarından çok, geride bıraktıkları çok önemlidir.

Daha çok okuyan bir toplum olabilmek ümidiyle,

En Derun-î Selamlarımla,

Şirin ÜSTÜN

 Yeni Posta – 25 Ocak 2014